pekmezdekisinek 16 Takipçi | 28 Takip pekmezdekisinek@hotmail.com facebook/Pekmezdekisinek
Kategorilerim

FEYLESOF

GÜNCEL

KULAK MEMEM

Sİ-NEMALANMAK

PES-TİZ

İKİ SAYFANIN ÖPÜŞTÜĞÜ YER

Diğer İçeriklerim (36)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (16)

KIRMIZI BALON VE GERİDEKİLER

2012-11-20 22:16:00
KIRMIZI BALON VE GERİDEKİLER |  görsel 1

    Kimse sevmemişti o kırmızı balonu o çocuk kadar. Kırmızı rengiyle mahallenin en gözde balonu olmuştu o balon o zaman içinde. İçi hava dolu tombulluğuyla çıkageldi o çocuğun karşısına. Ve peşine takıldı çocuğun tüm diğer balonların aksine (tüm balonlar kaçardı) o zamandır bu zaman sever balon o çocuğu. Ta ki çiğ süt emmiş mahalleli çocukların bu duruma kıskançlık gösterip ellerindeki sapanlarla balonun peşine takılmasına kadar sürer aşkları, görünen aşkları. Balonu patlatmak, onu ele geçirmek, onun o kauçuk bedenini ele geçirmek için epeyce uğraşmaları da gerekir çünkü balon herkesle dalga geçercesine uçuşur havada. Tek o çocuğa itaat eder. İstese uçup gidebilir ama uçmaz. O çocuğu, sanki bu hayatta bir gün başına kötü bir şey gelecekmiş gibi terk etmez. Ya beraber ya hiç der gibi takılır çocuğun peşine. Ancak diğer çocuklar onları bir alanda sıkıştırırlar. Çocuğun üstüne atlarlar. Balon o çocuğu o çocukların elinde bırakıp gitmez. Delikanlı bir balondur o kırmızı balon. Çağının en sadık balonudur. Bu sadakatini de ince kauçuk derisiyle öder. Bir taş fırlar sapandan, yırtar karnını, yavaş çekimde yere düşer, gamsız bir velet tekmeyi basar ve patlatır. Bu ne üzücü bir sondur der insan içinden ta ki dünyadaki tüm balonlar tüm çocukların ellerinden kaçıp o çocuğa uçana değin. Uçarlar ve çocuğu tutup göğlere taşırlar. Ağlak gözlerini siler bizim çocuk ve balonların arasına karışıp gülücükler içinde göğlere karışır.     Şeytan göğe ulaşamaz. Kalıkalıverir yer kabuğunda diğer çocukların&n... Devamı

THE LAST LAUGH

2012-10-11 15:58:00
THE LAST LAUGH |  görsel 1

    Emil Jannings altmışını aşıp yetmişine varmış olmasa seve seve katılabilirdirdi sevgili Birinci Dünya Savaşı’na. Benliğini hizmet uğruna adarken tüm varlığını da katması eminim bir kaç albayın ilgisini çekecekti eğer eline tüfek vermiş olsalardı. Belki bir kaç bronz madalya takarlardı göğsünün en yüce bakan taraflarına ve Emil Jannings hiçbir zaman diğer askerler gibi klipsim düşmüş diye mazeret göstermezdi madalyası sarkarsa. O üniformasına önem gösterirdi. Üniformalar fabrikalarda üretilirdi ancak o üniformaları giyecek insanlar fabrikalarda üretilemezdi. Üniformayı taşımak denen bir mesele vardı. Emil Jannings heybetli cüssesiyle tüm üniformaları taşırdı, yeter ki izin verilsin... Yaşının geçkin olması nedeniyle Birinci Dünya Savaşı’na katılamamıştır. Komşusu - aynı zamanda akranı - “Almanya sen savaşa katılamadığın için yenildi,” demişti de koca bir tebessümü katıp pala bıyıklarını okşamıştı. Ancak herkes komşusu gibi düşünmezdi. Savaş; herkesin elini taşın altına atmasını gerektiren bir dönemdir. Askerliğin afişlerle, mecmualarla, etrafta dolanan yakışıklı Alman inzibatlarla, halkın gözünde kutsallaştırılmaya başlanmasıyla, Emil Jannings’in içi daha çok sıkıntıyla dolar. Kendini eksik ve yetersiz hissetmesine neden olur, fakat kendi mesleğini düşünür ve huzur bulur, çünkü o Berlin’deki meşhur Atlantic otelin baş kapıcısıdır. Üstündeki üniforma saygın biri olmasına olanak sağlar. Bazı otel müşterileri onun kalınca koluna girip bir adım atmaya dursun, güvende olduklarını hissederler. Askerliğin önem kazandığı bir dönemde Emil Jannings böylesine bir ayrıcalığa sahip olmaktan aşırı hoşnuttur. Yılların kapıcısıdır ve tek hamlede m... Devamı